sen yoksun hayatımda... anlamsızca yaşıyorum bu ömrü, yaşadığımın farkındamıyım acaba? acaba seni düşündükçe mi gerçek oluyorum? yoksa bir hayalden mi ibaretim sadece? neredeyim ben, kimim? acaba gerçek mi bu yaşamım? yoksa sadece senlemi gerçektim? neleri kazandım ki ben seni kaybettiğimde.. umutsuzluk muydu seni bana kaybettiren? beni bu kadar mutsuz kılan şey ne peki? senin yokluğunmu yoksa benim sana olan hasretimmi?
Sarsam sarsam seni kollarımla duysam yine nefesini hatırla okul günlerimizi ayrılmaz bir çifttik senle şimdi ayrıldık ama hala seviyorum istiyorum seni yıllar sonra yıllar sonra yıllar sonra yine eskisi gibi beraber olalım desem sana bir tebessümle çıksam yine karşına beraber olalım desem yine eskisi gibi paylaşsak tüm sevgimizi şimdi anladım tüm gerçekleri suç belki bende belkide gizledim seni sevdigimi...
Bu sözlerle başlamıştı şarkı halinde kalmak
Lise son dönemiydi;ve gitara hevesimin başladığı zamanlardı . Elimde gitar varken elime bir liste tutuşturmuştu! sözleri ile beraber melodiside ekliydi listede! bunu çalmayı becerebilirmisin demişti! olur demiştim inşallah beceririm demiştim ama pek çalamadım o melodileri vazgeçmiştim! ertesi gün bir kaset getirmiş kasette ´´Bay-Z´´ yazıyordu simsiyah bir kasetti Türk Rock´un simgesi! o şarkıyı beraber dinledik babamın bana ankaradan aldığı kaset çalarla. Ben o kıza kendi içimden bir lakap takmıştım günlük. Hani sevgili Attila İlhan´ın Emperyal Otelindeki gizli kız varya o işte ´´Emperyal Otelinin biricik Fahişesi derdim ona ilgimi çekmezdi o kız ne güzel nede çirkin arası birşeydi yüz hatları. O siyah kaset belki geniş bir dosluğun başlangıcı olacaktı bizim için; yada yelkenini yeni açmış aşka davetti o kaset. Kaseti hala saklamaktaymış. Mezun olurken bana bir not yazmış içinde sadece bir kaç kelime var ´´ Şarkı Halinde Kal Olurmu?´´ Yıllar geçti ve zamanlardan bugün saat 12:30 suları öğretmen evindeyim tek başına ve içinde 4 tane sigara kalan pakete saldırırıken ve ağacın altında kuşların üzerime pislemesini beklerken o geldi meğersem tam karşımda oturuyormuş ailesi ile beraber! arka tarafıma geçip gözlerimi kapattı ve kulağıma şu sözü fısıldadı ´´ Sen Şarkı Halinde Kaldınmı Bakalım Hesap Ver´´ eminimki yaklaşık 20 saniye kadar gözlerimi kapalı tuttu aman Allahım bu bizim Otelin biricik fahişesi olmasın? dedim evet evet oydu aynı ses aynı ten. Ama sorusuna cevap veremedim şoke gibi birşey olmuştum o karşımda yani Antep´te!! karşıma geçti ilk etabta bu günleri konuştuk ve dakikalar ilerledikçe bir uzay mekiği gibi hızla geçmişe dönüyorduk. İşte yine o meşhur soru´´ Şarkı Halinde Kaldınmı?´´ Ben o şarkıyı kimsenin dikkatini çekmemesi şeklinde yüzüne karşı söylemeye başladım; amanın o kahverengi gözler benim sevdalı olduğum okyanus yükünde dökülmeye başladı yavaş yavaş. Hala şarkı sözlerini unutmamışsın dedi.. Bana neden şaşkın şaşkın baktığımı söyledi; biliyormusun günlük bu şarkının acayip bir klibi vardı öykü bir lise öyküsüydü Birde kız vardı orda saçları kıvırcıktı gözlük takıyordu ama güzel bir kız değildi ama sesinin güzelliği yüzünün çirkiliğini hemen örtü veriyordu; o kız yine kıvırcık saçlı bir lise öğrencisine, sınıf arkadaşına gönül vermişti çocuk tembeldi öğretmen taktaya kalrırdı o çocuğu ama öğretmeninin sorusuna cevap veremiyordu ve kıvırcık saçlı o kız çocuğa kopya veriyordu. Yine bir okul balosunda karşılaşırlar o kıvırcık sevgili das etmeye başlarlar ve kötü kız araya girer kıvırcık saçlı çocuğu kollarına alır onunla dans eder, bizim kız ağlar sevdiği çocuğu başka bir güzele kaptırdı diye. Evet sonunda mezun olurlar veyıllar sonra tekrar karşılaşırlar trafikte çacuk yolun karşısında idi kız ağlar oracıkta ve orda koşar adımlarla gider çocuktan uzaklaşır. İşte bunun için ona şaşkın şaşkın bakmıştım ve o hikayeyi anlattım ona tıpkı o hikayedeki gibi oldu yıllar sonra bizim karşılaşmamız. Ayıptır söylemesi bende az birşey ağlamıştım 2- yada 3 damla aktı gözlerimden ama anlamaması için sürekli sakladım göz yaşlarımı ondan. Ve sözü yapıştırdı suratıma ´´ Bak benim istediğimde buydu Sen Şarkılar Halinde Kalmışsın Ne Mutlu bana´´ Artık gözyaşlarımı saklayamadım engel olamıyordum. kafamda hala soru işareti var be günlük Neydi bu ölümsüz dostlukmu? Yoksa Gizli kapaklı aşkmı? Çözemedim bir türlü ikdisadi analiz gibi zor birşeydi bunu çözmek.
Tutmuşuz ellerimizden-Elde var 1 Yudumlamışız bol şekerli çaydan-Elde var 2
Biz değilmiydik kıyıdaki renkli taşları toplayan ? Kahve önündeki gözleri çapaklı köpeği seven? biz değilmiydik havuzun içindeki tombul balığı seven ? Ben değilmiydim kayaların üzerinde seni sevdiğimi söyleyen? peki seni koyu beyaz martılardan kıskanan yine ben değilmiydim ? Senin bir özelliğin vardı süt beyaz rengin olması idi saflığın özgürlüğün simgesi olan doğal bir renge sahip martı olmandı.
DAVETSİZ MİSAFİR ELDE VAR SOSYALİST
Şimdi bol şekerli çay´ı onunlamı içeceksin? Peki o çapaklı köpeği yani onun yanındamı silecek o çapaklarını senin mantona ? ya havuzdaki topbul balığı onunlamı seveceksin? Şimdi ben yokum rengi kaçmış kıyı taşlarını şimdi onunlamı toplayacaksın? Peki onun sana beyaz martım demeye gücü yetecekmi bu özgürlüğü kendinde bulabilecekmi ? gücü yetecekse bu deliçay´ın suları ebediyen akmayacak.. Kolaymı sanıyorsun bunları hazmetmeyi ?
BEYAZ MARTI+SOSYOLOG= BEN BU OYUNDA YOKUM
BEYAZ MARTI FİRARDA DELİ ÇAY KİMBİLİR NERDE ?
DEDİMYA BEN BU OYUNDA YOKUM
Şunu canı gönülden söylüyorumki benim en büyük mutluluğum senin mutlu olman...
Sen yoksan bu ortamda bende yokum martım bende senin gibi kanatlanıp kimliği belirsiz adalara göç edeceğim
Merhaba İnsan! Merhaba Dünya! Hayalci Aşıklar Blog sitem'e Hoşgeldiniz!.
Bu sitede sizleri kendi şiirlerimle, değerli şairlerin şiirlerinden seçtiklerimle ve bir fotoğraf albümü üzerinden doğa harikası bir köyle tanıştıracağım.
"Ziyaretçi Defteri"ne siteyle ilgili görüş ve önerilerinizi
yazabilir ve haber bandından güncel haberleri okuyabilirsiniz...
Sitemiz teknik olarak gelişiyor, içerik ve hizmet bakımından zenginleşiyor!